Sayın Sağlık Bakanına Mektup Güncel


Dr. Zühtü Tarhan’ ın mektubu:

DİYORLAR Kİ SAYIN BAKANA:

Aile Hekimlerinin hasta sayısında artma var. Nasıl oluyor anlamak mümkün değil. Aile Hekimliği çıktığından beri hastanelerin acil ve polikliniklerinin hasta sayısında hiç azalma yok, hatta artma var.

Hesap yapıyorum, hesap yapıyorum eksik çıkıyor. Uzunköprü de ki Küplü lü hastalarım çabuk çabuk he leri yutarak söylerler. Ayni onların söyledikleri gibi çıkıyor. Her yerde hasta sayısı artmışsa durum daha vahim. Ülkemizin toptan sağlığı bozuk demek ki.

Birkaç yıl önce eczane ve ilaç firmaları ile yakın ilişkileri olan aile hekimi sayısında artış olduğunu yazmıştım. Üzülerek, utanarak söylüyorum. Özel hastane simsarlığı yapan Aile Hekimleri de çıkmaya ve sayıları artmaya başladı.

Bilgi ve becerileri oranında hizmet eden dürüst, ahlaklı hekim ve aile hekimleri de bundan rahatsız.

NASIL BEĞENDİNİZ Mİ AB KALİTESİNDEKİ AİLE HEKİMLİĞİNİ?

Sosyalizasyon Modeli çok daha başarılıydı. Pek fark da yok aralarında. Sağlık Ocağı Hekimi oldu Aile Hekimi. Sağlık ocağı oldu aile hekimliği merkezi. Eksisi Sağlık evleri kaldırıldı. Köyde iğne yapacak tansiyon ölçecek kimse yok. Aile hekimleri görev yerlerinde ikamet etmiyor.

DİYORLAR Kİ SAYIN BAKANA:

Hastanelerimizin fiziki şartları mükemmel. Öyle (!) 8 metrekare oda da iki yatak. Solunum sıkıntısı çeken iki hasta yatırsan sıkıntıları artar.

Hastayı sağından muayene etmek mümkün değil. Kalp-akciğer canlandırması yapmak gerekse ekibin ve defibrilatörün girmesi halinde dönsen birine çarpıyorsun.

NASIL BEĞENDİNİZ Mİ AB KALİTESİNDEKİ HASTANELEMİZİN FİZİKİ ŞARTLARINI?

DİYORLAR Kİ SAYIN BAKANA;

“112 ACİL SERVİS HİZMETLERİMİZ FEVKALADENİN FEVKİNDE.”

Acıyorum Hızır Acilin genç doktorlarına. HIZIR TAKSİ teminindeki yaşadıkları zorluklar bir yana, ESAS SORUN PERİFERDEN HASTA NAKLİNDE.

Edirne de iki özel hastane, ikiyken birleştirilen ama iki ayrı binada hizmet veren devlet hastanesi ve tıp fakültesi hastanesi var. Sıklıkla bu hastanelerin yoğun bakım ünitelerinde yer olmuyor. Tıp fakültesinin anjio cihazı arızası kısa aralıklarla sürüyor. PET cihazına büyük paralar veren Rektörlük- Dekanlık ilave anjio cihazı alamıyor. Diğer hastanelerin kardiyoloji klinik ve kardiyoloji uzmanlarının ne yaptıklarını yıllardır anlayamadım. İmkân ve donanımları hiç uygun olmadı.

112 hızır acil doktoru ilçe hastanesini arıyor, ağlamaklı bir dille “EDİRNEDE HASTANIZI KABUL EDECEK HASTANE YOK. ÖZEL ÇORLU ŞİFA HASTANESİ (SIKLIKLA) KABUL EDİYOR. Kabul eden hastaneler genelde ÖZEL HASTANE.

Özel hastanelerin dandik yoğun bakım ünitelerinin ücreti yüksek ondan. Üzülüyorum, utanıyorum. Beyin ölümü geçekleşmiş insanlar sırf bu nedenle günlerce yoğun bakımda yatırılıyor deniyor.

NASIL BEĞENDİNİZ Mİ AB KALİTESİNDEKİ FEVKALEDENİN FEVKİNDE 112ACİL SERVİS HİZMETİNİ?

ABARTMIŞSIN DİYENLER, KAYIT ALTINA ALINAN 112 ACİL GÖRÜŞMELERİNE ULAŞABİLİR.

***

Şubat ayında Sn. Bakanımız Edirne’ ye geldi. Doktorlarla toplantı yaptı.36 yıllık meslek yaşamımda ikinciydi bu. İLKİ, UZUNKÖPRÜYE GELEN ANAP dönemi sağlık bakanı Sn. Halil İbrahim Özsoy tarafından başhekim odasında olmuştu. Çileyi çekenlerden birinci ağızdan sağlık sorunlarını dinlemesi güzel hareketti. Eşim (EMEKLİ DOKTORDUR.1480 TL aylık emekli maaşı alır) göndermedi toplantıya. Ne dedi biliyor musunuz?

“Daha ikinci cümlende korumalar üstüne saldırır, seni sustururlar.”Öyle olmamış. Demokratik bir havada geçmiş toplantı. Tek soru kabul etmiş Sn. Bakanımız.

Duyunca iyi ki gitmemişim tek soru ile nasıl bu yazdıklarımı anlatabilirdim diye düşündüm. Atanmışların da böyle toplantılar yapmasında fayda var. Yönettikleri yerlerin sağlık sorunları hakkında doğru bilgi alırlar. Yapanını hiç görmedim. Onların gayreti her şeyin mükemmel olduğuna bakanı inandırmak. Karşı görüş bildirenlere de bürokrasi ile geçinemiyor diyorlar.

***

Biraz da kamu hastaneler kurumu yasasından söz edelim.

Yasaya göre Bakanlık teşkilatına kamu hastaneler kurumu, illerdeki teşkilata kamu hastaneler birliği deniyor.

KURUMUN MERKEZ TEŞKİLATINDA BAŞKANI DOKTOR OLMASI ZORUNLU OLAN KURULUŞ yok denecek kadar. TAŞRA TEŞKİLATI OLAN kamu hastaneler birliğinde; il merkezinde tıbbi hizmetler başkanının doktor olması zorunlu.Birliğe bağlı hastanelerde de sadece başhekim ve yardımcılarının doktor olması yeterli görülmüş.

DOKTORSUZ SAĞLIK HİZMETİ PLANI. HERŞEY İLDE GENEL SEKRETER VE HASTANE YÖNETİCİSİNİN SORUMLULUĞUNDA VE BUNLAR DOKTOR DEĞİL. STETESKOP NEDİR BİLMEZ TANIMAZ.

NASIL BEĞENDİNİZ Mİ GELECEK OLAN AB KALİTESİNDEKİ HİZMETİ.

***

1976 İÜ Çapa Tıp Mezunlarını çok üzen sarsan bir olay ile devam edelim.

58 yaşında genel cerrah. EMEKLİ (SINIF ARKADAŞIM)1500TL emekli maaşı ile geçinmesi mümkün değil. Özel Sadık Ahmet Hastanesinde çalışıyor. HASTALANIYOR.

GRİP deniyor.(11 şubat2012).Ertesi gün pnömoni düşünülerek Yedikule göğüs hastalıkları hastanesine gönderiliyor.(12 Şubat 2012). Akşam göğsü ağrıyor. Müdahale edecek doktora ulaşılamıyor. Epey zaman geçtikten sonra doktor nihayet bulunuyor. Anlatıldığına göre doktor, sayıları gittikçe artan insanlıktan nasibini almamışlardan. Karısı Koşuyolu veya Siyami Ersek Hastanesine götürmek istiyor.

Cevap; “Oralarda sizi kabul etmezler. Şişli hospital sizi kabul ediyor”

Karga tulumba Şişli özel Hospitalin rezalet olduğu söylenen yoğun bakımına gönderiliyor.

Buz gibi servis kardiyoloji uzmanı başta olmak üzere doktor yok. Rezaleti gören Eşi ve yakınları Koşuyolu hastanesine götürmek istiyor. Bir sürü evrak imzalatıp geciktiriyorlar. Gene karga tulumba özel bir ambulansa koyuyorlar. Canım kardeşimin ağrıları artıyor.

Özel ambulansın şoförleri Koşuyolu hastanesinin Kartala taşındığını bilmiyor.Zar zor tarifle epey dolaşılarak hastane bulunuyor ve acile giriliyor.

Eşine ”Altımı pislettim” diyor, BAŞI ARKAYA DÜŞÜYOR ÖLÜYOR.(13 şubat2012) Yedikule Göğüs Hastalıkları hastanesinden Kartal Koşuyolu Hastanesine gitmesi DOKUZ SAAT. HAYATTA İKEN ORGANLARINI BAĞIŞLAMIŞ, ONLARDA İŞE YARAMIYOR.

11 ŞUBAT 2012 GRİP

12ŞUBAT 2012 PNÖMONİ

13ŞUBAT 2012 MUHTEMELEN PULMONER EMBOLİ ÖLÜM

!4 ŞUBAT2012KARACAAHMET ŞAKİRİN CAMİİ TAKİBEN TOPÇULAR MEZARLIĞI

NASIL, BEĞENDİNİZ Mİ AB KALİTESİNDEKİ SAĞLIK HİZMETİNİ.

İSTANBUL VE EDİRNE BURALARI. VARIN GERİSİNİ SİZ DÜŞÜNÜN.

***

Otuzyedinci yıla girdim meslekte.

DOKTORUNU:

POTANSİYEL HIRSIZ OLARAK GÖRMEYEN,

AKSAYAN HER SAĞLIK SORUNUNDA ONLARI SUÇLAMAYAN,

ONURLARINI KIRMAYAN,

AŞAĞILAMAYAN,

MESLEĞİN İTİBARSIZLAŞMASINA KARŞI ÇIKAN,

ONLARIN EKONOMİK DURUMLARINI DÜZELTMEYE SAMİMİ GAYRET GÖSTEREN,

TEK SAĞLIK BAKANI TANIDIM. Kim mi?

SN. BÜLENT AKARCALI

O da DOKTOR değildi. Şükranlarımı sunuyorum size SN. BÜLENT AKARCALI.

***

Bir fıkrayla sonlandıralım mektubumuzu.

Adamın biri Kurban mevzunu anlatıyormuş. Çocuğu olmayan Hazreti Davut, Allah’ a dua etmiş, Ya Rabbi bana bir kız çocuğu ver, onu Sana kurban edeyim demiş. Dua tutmuş.

Hazreti Davut, kızının adını Ayşe koymuş. Gel zaman git zaman, çocuğun kurban vakti gelmiş. Hazreti Davut kızı yatırmış. Boğazını kesip tam kurban edecekken, Azrail gökten bir keçiyle çıkagelmiş. “Kızı bırak, al bu keçiyi kurban et” demiş.

Dinleyenlerden biri dayanamamış.

“YAHU BUNUN NERESİNİ DÜZELTEYİM. HAZRETİ DAVUT DEĞİL HAZRETİ İBRAHİM, KIZ DEĞİL ERKEK, AYŞE DEĞİL İSMAİL, AZRAİL DEĞİL CEBRAİL, KEÇİ DEĞİL KOÇ.

http://www.ahmetrasimkucukusta.com/2012/03/08/etibba-diyor-ki/sayin-saglik-bakani%E2%80%99-na-mektup/

Etiketler:, , ,

Son Yorumlar

  1. misafir

    VİCDANLARIN KÖRELDİĞİ O İNCE NOKTA YAŞAM İLE ÖLÜM ARASI YOLCULUKLAR
    2012 YILINDA HASTANELERİMİZDE BİR CANA VERİLEN KIYMET

    Ülkemizde sağlıkta yaşanan yanlışların sonucunda bir insan sadece göğüs yanması ile gittiği hasteneden ve gönderildiği başka hastanelerden gözünde bacağında morluklar ve kolunda kırıkla hayata veda etti.
    23.02.2012 Okmeydanı SGK Hastanesi aciline göğüs yanması şikayeti ile götürdük dedemi, her zamanki gibi yer yok dendi ve Şişli’de özel bir Hastaneye sevk edildi. 24.02.2012 sabahı anjiyo sonucu stent takılması gerektiği söylendi. İki farklı stent olduğu yerlisinin ücretsiz yabancısının ücretli olduğu hangisini istediğimiz soruldu. Yerlisini tercih ettik. Aynı gün dedemin diyalize girmesi gerekiyordu ambulans için ödeme yapmamız gerektiği söylendi hastamız SGK hastası bize buraya gelirken hiçbir ödeme yapılmayacak dendiğini söyledik sonunda hastane ambulansı tahsis etti. Diyaliz için dedemi Diaveryun Sultangazi ye getirdi. Burada onu son kez bilinci yerinde ve sağlığı iyi olarak gördüm 15 dk sohbet ettik. Sonrası acı pişmanlık ve keşkeler ile son buldu. Aynı ambulans diyaliz sonrası dedemi xxxx Hastanesine geri götürdü orada koroner yoğun bakımına alındı. 25.02.2012 sabahı dayım dedemi almaya gitti servise çıkarılacaktı Özel hastanelerde servis ücretli olduğu için dedem Okmeydanı Hastanesi ne geri götürülecekti. Daha yolculukları bitmemişti. Sabah hastaneye gittiğinde dedemi çıplak olarak bır sandalyede oturur buldu dayım hiçbir açıklama yapılmadı . Kendisinden istenen evrağı almak için 5 dk ayrıldı yanından döndüğünde dedem bilinçsiz bir şekilde nefes alamaz duruma gelmişti. Acilen tekrar yoğun bakıma alındı ve sonra acı gerçek açıklandı. İSTANBUL’DA BİR ÖZEL HASTANENİN YOĞUN BAKIM ÜNİTESİNDE YATAĞINDAN DÜŞÜRÜLMÜŞTÜ SABAHA KARŞI.Tarafımıza hiçbir bilgi verilmemişti. Hastaneye gittiğimizdede söylenmedi .Dedem fenalaştığında açıklama yapıldı. Kolunda kırık vardı alçıya alındı sonrasında başında gözünde ve bacağında morluklar oluştu. Yaşadığımız acıyı yazarak anlatamam. Çok korkardı hastanelerden dedem korktuğu her şey başına gelmeye başlamıştı. 27.02.2012 sabahı yoğun bakımdan çıkarılarak Okmeydanı SGK Hastanesine geri getirildi. Sadece anjiyo için ayrıldığı hastaneye mor bir göz mor bir bacak ve kırık bir kolla geri gelmişti. Acil doktorları ilk gördüklerinde darpmı var bu hastada dediler yaşadıklarının darptan ne farkı vardı ki? Acilde bir süre bekletildi bu bekleme esnasında yine fenalaştı dedem solunum kesildi acil müdahale edildi ve entübe oldu. Acildeki doktoru geldi ve bize her zamanki gibi burada yoğun bakımda yer yok sizi Bağcılara özel bir hastaneye gönderiyoruz dedi artık tahammülümüz kalmamıştı durumumuzu bılıyorlardı biz hastamızın Devletimizin Hastanesinde tedavı olmasını istiyoruz dıye direttik bu hakkımız dedik . Koca İstanbul’un bütün hastaneleri doluymuş öyle dediler. Saat 17.00 görevler devredildi yeni gelen doktora artık çaresiz bulduğunuz yere gideceğiz dediğimizde aldığımz cevap bizim gönderdiğimiz yeri beyenmemişiniz şimdi siz bulun oldu. Ne acı değimli! Sinirler gerildi hastane polisi devreye girdi Bu arada dedem aksakallı dedem doktorun kaliteli değil dediği solunum cihazında takılı bilinçsiz bir şekilde yatıyordu. Tartışmalar esnasında yoğun bakımda bır hastanın vefat ettiği haberi geldi. Yer açılmıştı. 27.02.2012 akşamı Okmeydanı Hastanesi anestezi yoğun bakımına alındı dedem. 01.03.2012 saat 14.30 civarı çıktı yoğun bakımdan ama artık eski dedem yoktu sürekli konuşuyor hareket ediyor ve uyumuyordu. Adeta 76 yaşında bir bebekti akli dengesi gidip geliyordu. 2 gün serviste kaldı bir kez diyalize alındı 02.03.2012 de 48 saat hiç uyumadı ve hiçbirşey yapılmadı. Hafta sonu Okmeydanı Hastanesi iç hastalıklarında tek bir doktor vardı annem dakikalarca doktor aradı ama bulamadı alt katta bır hastanın fenalaştığı doktorun ona müdahale ettiği söylendi ikinci bir hasta fenalaşamazdı.
    Dedem yine bilincini kaybetmişti. Nefes alması zorlaşmıştı. Kalp atışları ve nabzı ölçmesi için bir cihaz takıldı. Oksijen maskesi verildi. 2 gün işkence çekti dedem gözlerimizin önünde. Aynı akşam hemşire geldi ve dedemde takılı olan cihazı sökmeye başladı ne oluyor dıye sorduğumuzda yan odadaki hastanın durumu daha kötü tek cihaz var diğeri arızalı işi bitince getireceğim dedi. 2012 Türkiyesinde doğal bir davranışmıdır bu? Hafta sonu diyaliz çalışmıyor Okmeydanı Hastanesinde bu doğalmı ? Doktorumuz o akşam bize hastamızın durumunun iyi olmadığını yoğun bakıma ihtiyacı olduğunu ve yıne her zamanki gibi Okmeydanı Hastanesınde yoğun bakımın dolu olduğunu söyledi. Anlaşılan dedemin yolculuğu bitmemişti aslında bu son yolculuğuydu ama bilemedik. 04.03.2012 saat 20.30 da 112 Okmeydanı Hastanesinden aldı dedemi ve Özel xxx hastanesine getirdi. 05.03.2012 saat 14.00 da görmeye gittik doktoru durumu kritik dedi sabah 11.30 da solunum cihazi takılmıştı. Ve 06.03.2012 saat 13.45 te Dr. Metin Bey o iki kelimeyi kullandı. BAŞINIZ SAĞOLSUN! Konuşacak durumum kalmamıştı ama zorda olsa sordum düşmedenmi diye ciğerinden 2 Lt su çıkardık ciğeri zedelenmişti ölüm sebebi düşme değil kalp krizi fakat tetikleyen düşme olabılır cevabını verdi. Yorgun kalbi daha ne kadar acıya dayanabilirdi ki. İnsanın elinden bir şey gelmemesi o kadar acı ki keşkeler ile dolu bir 10 gün böyle sona erdi.

Yanıtla