Tamamlayıcı sağlık sigortası Güncel


Birkaç zaman önce gene bu konuya değinmiştim. Sağlıkta değişim projesinde artan masraflardan ötürü bu tür bir uygulama yapılması zorunlu hale gelmiştir. Zira sağlık sigortalarındaki pirim ödemeleri, sağlık harcamalarının ancak %40 civarını karşılamaktadır.

Tamamlayıcı sağlık sigortası yasasının yürürlüğe girmesine rağmen henüz tam olarak uygulanamamaktadır. Bunun altında çeşitli nedenler değil, ilgili resmi birimlerin konuya tam olarak eğilememesinden kaynaklanmaktadır.

Tabii, diğer taraftan da sigorta şirketlerinin alınan primlere karşın özellikle özel sağlık kuruluşlarına ödedikleri faturaların gittikçe büyümesinden dolayı haklı olarak bu tür sağlık sigortası yapmakta çekinceli davranmaktadırlar.

Örneğin bir açık kalp ameliyatında SGK birim fiyatıyla beş veya altı bin lira ödemesine karşın, özel hastanenin çıkardığı otuz-otuz beş bin liralık faturanın yaklaşık otuz bin lirasını da sigorta şirketi ödemek zorunda kalmaktadır.

Peki, sigorta şirketinin aldığı yıllık pirim bunu karşılayabilecek mi veya sigortalı kişi bu primi ödeyebilecek mi ??.. Tamamlayıcı sağlık sigortasını ödemiş dahi olsan şirket en fazla bu meblâğın ne kadarını ödeyebilecektir. Sonra ??.. İşte sorun burada düğümlenmektedir.

Kamu sağlık harcamalarının son yıllardaki önemli oranda artışında sağlıkta dönüşüm adı altında uygulanan sağlık politikaları etkili olmuştur.

Bu pencereden baktığımızda, 2002 yılında toplam tedavi harcamaları 4.205 milyon lira iken 2009’da 20.196 milyon, toplam sağlık harcamaları ise 2008 yılında, 57 milyar 740 milyon lira olarak gerçekleşti bu seneki toplam sağlık harcamalarının yaklaşık elli milyar civarında ve bu on yıllık rakamların kohort’una baktığımızda da, 2013 yılındaki toplam sağlık harcamalarının yaklaşık 63-65 milyar tutarında olması beklenmektedir.

İlk bakışta uygulanmakta olan bu sağlıkta değişim projesi son derecede faydalı olmakla beraber, eksik ve aksayan yanları projeyi çok kötü etkilemektedir. Bir sistemi analiz ederken “temel” ve “teknik” yöntemleri daima göz önünde bulundurmalıyız.

Bugün uygulanan sağlık sistemimiz, ana fikir ve temel olarak doğru olmakla beraber uygulama ve teknik konularda inanılmaz yanlışlıklar içermektedir. Bu teknik konular düzelemez mi, elbette düzelir ama siyasi ve popülist yaklaşımlar olmadığı takdirde.

Diğer taraftan da; TBMM, MSB, Askeri Hastaneler ve Merkez Bankası gibi kuruluşların bulunduğu birçok devlet kuruluşu, kendi personel ve yakınlarının sağlık harcamaları için, sigorta pirimi ödeyen vatandaşlara dahi sağlanmayan özel ayrıcalıklar sunmaktadır.

Örneğin, işletmesinde ciddi sorunlar olsa bile, birinci basamak sağlık hizmetlerinde istenilen düzeyde olmamasına rağmen fiziksel alt yapı ve bir hizmet ağı mevcuttur.

Çalışmasında bazı sorunlar olmakla birlikte 122 acil hasta taşıma sistemi kurulmuştur ve bazı aksaklıklarına rağmen başarılı sayılabilir.

Ülkemizdeki Sağlık Kurumlarının yetersizlikler ve aksaklıklarına rağmen geleneksel olarak bir çalışma yöntemine ve organizasyona sahiptir ve referans hastanelerinin birçoğunda da çağdaş teknolojik donanım batı dünyasındaki hastanelerden bile daha üstün bulunmaktadır. Ancak, bu özelliğimizi sağlık turizmi açısından tam olarak değerlendiremiyoruz.

Sonuçta, sağlık sektöründe gelir ve gider dengesi ciddi bir şekilde bozulmuş olup, genel bütçenin vergi ve diğer fonlarınca karşılanmaya çalışıldığından sistem gerçek anlamda iflasa doğru gitmeye ve tamamlayıcı sağlık sigortasına acilen gereksinim duyulmağa başlamıştır. Zira sağlık hizmetinden gerçek anlamda pirim veya katkıda bulunanlardan çok, katkıda bulunmayanlar tarafından faydalanılmaktadır.

Sağlığa ayrılan kısıtlı kaynaklar, politik nedenlerle ve asıl amacından saparak, koruyucu tıp ve sağlıkta altyapı yatırımlarından çok tedavi edici tıp alanına yönlendirilmiştir. Bunun sonucunda da defansif tıp ortaya çıkarak, büyük ameliyatlar yerine daha fazla performans alabilmek için fıtık apandisit gibi küçük ameliyatlar öne çıkmağa başlamıştır.

Bir başka misâl olarak da; bir zamanlar fisebillulâh takılan kalp pili dediğimiz “pace-maker” ler neredeyse unutulmağa başlamıştır. Onunla uğraşacağına günde 8-10 tane eko tetkiki yapar daha çok performans alır hem de hakkında tazminat davası açılmaz.

Haydi onu bırakın diyelim, istediğiniz hekime ulaşabiliyor musunuz ?? Tıp fakültelerin hali meydanda; işte son olarak da üniversitelerde hocaların muayenelerine fark ücretler geldi..Peki, tamamlayıcı sağlık sigortası bunu nasıl karşılayacak?.

Diğer taraftan da, Bakanlığın merkez ve taşra örgütlerinin bürokratik mekanizmalarına baktığımızda da sistemin yatay örgütlenmesinin ne denli gereksiz yere şişirildiği ve genelde de verimsiz çalıştığı dikkat çekmektedir. Bazen Bakanlığın bazı örgütlerinde iş yaptırabilmek gerçekten çok zorlaşmıştır.

Bu ve bunlara benzer aksaklıklar nedeniyle tamamlayıcı sağlık sigortası sağlığımız açısından gerekli hale gelmiştir. Bunun en güzel örneğini, geçen günlerde bazı basın organlarında yayınlanan “Hasta haklarının 3 düşmanı: Özel hastanelerdeki ek ücret, hekime ulaşamamak ve hasta mahremiyetinin çiğnenmesi” haberinde gördük.

Ne yazıktır ki; bu haber bazı koşullarda gerçekten doğru bir saptamadır ve belki de tamamlayıcı sağlık sigortasını anımsatmaya açılan bir kapıdır.

Uz. Dr. Yavuz Eryılmaz

Etiketler:, ,

Yanıtla