Diş ağrısına rakı yerine kolestrol hapı Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta


Halk arasında kolesterol hapı olarak bilinen “statinlerin” her gün bir yenisi ortaya çıkan yan etkilerini yazmaktan yorulmuştum ama çok şükür ki bugün bu “harika ilaçların” işe yarayabileceğini gösteren bir araştırmadan bahsedecek olmanın mutluluğunu yaşıyorum.

Journal of American College of Cardiology isimli tıp dergisinde yayınlanan makaleye göre, yüksek dozlarda kullanılan statinler dişeti iltihabını azaltabiliyor.

Araştırma, damar sertliği (ateroskleroz) veya bunun için risk faktörlerine sahip olan ve yüksek doz statin kullanmayan ortalama yaşları 59 ve yüzde 78’ i erkek olan 83 hasta üzerinde gerçekleştiriliyor.

Hastalar, bu çok merkezli, çift kör çalışmada 12 hafta süreyle 10 miligram veya 80 miligram atorvastatin almak üzere rastgele iki gruba ayrılıyor.

Randomizasyondan sonra hastalara başlangıçta, 4 ve 12 hafta sonra FDG-PET/CT yöntemi uygulanıyor ve FDG tutulumu (TBR) ölçülüyor.

Damar duvarındaki ve dişetlerindeki enflamasyonun derecesi, TBR (target-to-background ratio) ile değerlendiriliyor.

Başlangıçta, ciddi miktarda alveoler kemik kaybı ile karakterize olan ileri derecede dişeti (periodontal) hastalığı olan alanlarda TBR’ nin diğer alanlara nazaran daha yüksek (3.83’ e karşı 3.18) olduğu görülüyor.

Çalışmayı 67 kişi tamamlıyor.

12 hafta sonra TBR ile değerlendirmede dişeti iltihabının 10 miligram atorvastatin alanlarda başlangıca göre değişmediği ama yüksek doz alanlarda anlamlı derecede azaldığı belirleniyor.

TBR’ nin 4 hafta sonra azalmaya başladığı, dişeti iltihabı ne kadar fazla ise TBR’ deki azalmanın da o kadar fazla olduğu ve dişeti iltihabındaki ve aterosklerozdaki azalmalar arasında kuvvetli korelasyon olduğu da tespit ediliyor.

TBR’ deki değişiklikler kan lipit profili ile ilişkili bulunmuyor.

Statinler dişeti iltihabında da kullanılabilir

Araştırmayı yapan uzmanlar bu sonuçları şu şekilde yorumluyorlar:

BİR: Statinler sadece kötü-kolesterolü ve arterlerdeki enflamasyonu azaltmakla kalmıyor, dişeti gibi arter dışı dokulardaki enflamasyonu da azaltabiliyor.

İKİ: Hem dişeti iltihaplarının hem aterosklerozun çok sık görülen hastalıklar olması dolayısıyla her ikisi arasında bir ilişki olabilir.

ÜÇ: Statinler, böyle bir ilişkiden bağımsız olarak da hem dişetlerindeki hem arterlerdeki enflamasyonu etkileyebilir.

DÖRT: Statinlerden dişeti hastalıklarının tedavisinde de faydalanılabilir.

BEŞ: Doktorlar hastaları ile antihiperlipidemik tedavi seçeneklerini tartışırken statinlerin bu etkisini de dikkate almalıdır.

Araştırmanın pek çok zayıf ve eksik tarafı var

Denek sayısı çok az ve üstelik de deneklerin yüzde 78’ i erkek.

Deneklerin bir kısmının aterosklerozu olduğu, bir kısmının ise ateroskleroz için risk faktörlerine sahip oldukları bildiriliyor ama hem bunların oranları belli değil hem de hasta olanlarla olmayanları eşdeğer tutmak doğru değil.

83 hasta ile başlayan araştırmayı 67 kişinin tamamlamış olması ve nihai değerlendirmelerin 59 hasta üzerinden yapılmış olması da çok tuhaf.

Deney süresi çok kısa, uzun vadede bu etkinin devam edip etmeyeceği bilinemez.

Yüksek doz statin tedavisiyle elde edilen enflamasyondaki azalmanın klinik önemi de bilinmiyor.

Araştırmacıların ilaç endüstrisi ile “çıkar ilişkileri” içinde olması da çalışmaya olan güveni ciddi olarak sarsıyor: İkisi MSD’ de çalışıyor, biri Merck’ in hisse senetlerine sahip; bazıları ilaç şirketinden danışmanlık ücreti ve kurumları da bağış alıyor.

Gelelim neticeye

BİR: Statin meftunları, bu ilaçların kolesterolü azaltmak dışında faydalı olduğu bir hastalığın bulunmuş olmasıyla ne kadar iftihar etseler azdır. “Kolesterol hapları hiçbir işe yaramıyor” diyenler de utanmalıdır.

İKİ: İnsanlara böyle “dandik” bir araştırma için 3 ayda üç defa PET/CT yapılması doğru olmadığı gibi özellikle yüksek doz statinlerin aksi tesirlerinin ne kadar ciddi olduğu unutulmamalıdır.

ÜÇ: Fayda faydadır ve faydanın da azı çoğu olmaz ama statinlerin dişeti iltihabını azaltması, ishal için psikiyatriste giden hastanın doktorun verdiği ilaçla ishalinin geçmemesi ama bu durumu kafaya takmıyor olmasından farklı değildir.

DÖRT: Bundan sonra “ağrıyan dişe rakı koyma dönemi kapanmıştır”.

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta

Etiketler:, , , , ,

Yanıtla