Hastane yemekhaneleri çok sıkı denetlenmeli

Sağlık kurum ve kuruluşlarında yemekler ile ilgili problemler devam ediyor.

Hastanelerde  çalışanlara sunulan yemeklerle ilgili şikayetler yoğun bir biçimde yaşanmaktadır.  Yemeklerde özen, hijyen, kalite ve yeterlilik konusunda yaşanan sıkıntılar sağlık çalışanlarının başlıca şikayetidir.

Bunun son örneği Kırıkkale Karakeçili Devlet Hastanesinde meydana gelmiştir.

Şehriye pilavının içinden yarı pişmiş kertenkele çıkmıştır. Kırıkkale şubemizin bu durumu gündeme getirmesinin ardından İl sağlık müdürlüğü gerekli işlemleri başlatarak sorumlular hakkında cezai işlem uygulanacağını açıklamıştır.  

Hastane yemekleri konusunda Sağlık Bakanlığı mutlaka bir çalışma yapmalıdır. Özellikle  yemek veren firmalar çok sıkı denetlenmelidir. Yemeklerle ilgili olarak sağlık çalışanlarının memnuniyeti ve beklentileri belli periyotlarda anketlerle ölçülmelidir. 

Türk-Sağlık Sen

Memur-Sen: Ankara’da Konukevi İnşaatında Sona Yaklaştık

Memur Sen Başkanı Ali YALÇIN, Ankara’da inşşatı süren konukevinde son aşamaya geldiklerini belirterek “Konukevimiz 1 Ay İçinde Hazır İnşallah Konukevi inşaatımızda kontrollerde bulunduk.

Memur-Sen üyelerimizin Ankara’da gönül ferahlığı içerisinde kalacakları,sendikalarımızın misafirlerine ilişkin konaklama ihtiyaçlarının giderileceği Konukevi inşaatımızda sona yaklaştık” dedi.

Memur Aynı Anda İki Disiplin Cezası Alabilir Mi?

Sivas Şarkışla İlçe Devlet hastanesinde görev yapan bir üyemize bir disiplin soruşturmasından dolayı kınama cezası verilerek ardından İl içerisinde görev yeri değişikliği yapılarak Şarkışla ilçesinden Zara İlçesine tayini yapılmıştı.

Sendikamız tarafından söz konusu tayinin  iptali için İdare Mahkemesinde dava açılmıştı.

Davayı görüşen Sivas İdare Mahkemesi verdiği kararda disiplin cezasına ek ikinci bir cezalandırma mahiyeti oluşturabilecek şekilde tesis edilen il içi görev yeri değişikliği işleminin hukuka uygun olmadığına hükmetti.

Mahkeme söz konusu işlemin iptaline karar verdi.

Türk Sağlık-Sen

İşyeri Hekimi Olup İşyerine Gitmeyen Hekimler

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, çeşitli illerde işyeri hekimliği yapıyor olarak görünmesine karşın, ilgili işyerine gitmeyen hekimler bulunduğu iddialarının araştırılması için Tabip Odalarına yazı gönderdi.

Çalışanlarının sağlığının korunması için görevlendirilen işyeri hekimlerinin ilgili işyerine bizzat gitmesi gerektiğine işaret eden TTB Merkez Konseyi, kayıtlı olduğu işyerine gitmeyen hekimlerin görevlerini yerine getirmedikleri gibi, ilgili işyerinde çalışanların koruyucu sağlık hizmetlerinden mahrum kalmasına da neden olduklarını kaydetti.

Yazıda, Tabip Odalarından bu görevi fiilen yerine getirmeyenleri saptayarak, disiplin soruşturması açması gerektiğine yer verilerek, bu konuda yapılan çalışmaların TTB Merkez Konseyi’ne aktarılması istendi.

Çalışan İşe Giriş, Silah – Tüfek Ruhsatları ve Ehliyet Raporlarında Yeni Sorunlar

Sağlık Bakanlığı, “Sağlık Raporlarına İlişkin Usul ve Esaslar” adıyla 02.05.2017 tarihinde yayınladığı yönetmeliğin ardından 30.09.2019 tarihinde “Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge”yi yürürlüğe koyarak, raporlarla ilgili yaşanan kargaşayı sona erdireceğine büsbütün artırmıştır.

Aile Sağlığı Merkezleri ve birçok sağlık birimlerini gereksiz yere meşgul eden, hemen hemen her konuda, gerekli gereksiz ve belirsiz kriterlerle hazırlanmak zorunda kalınan rapor istemleri sağlık çalışanları ve örgütleri tarafından eleştirilmekteydi. Sağlık Bakanlığı’nın, raporlarda yaşanan kargaşanın giderileceği iddiasıyla, başta Türk Tabipleri Birliği ve diğer sağlık örgütlerinin görüş, öneri, katkısını almadan bakanlığın bürokrat ve hukukçuları tarafından masa başında hazırlamayı tercih ettiği düzenlemenin sorunu gidermeyeceği açıkça görünmektedir.

Yayınlanan son yönergede yapılan kimi düzenlemeler, nitelikli bir sağlık hizmeti sunulmasının koşullarını ortadan kaldırdığı gibi, bazıları sağlık çalışanlarını oldukça zor durumda bırakacak düzeydedir.

Örneğin yönergede, çalışanların işe giriş, periyodik ve işten çıkış raporlarının, işyeri ve işçinin çalıştığı ortam görülüp değerlendirilmeksizin, işçi ölümlerinin her geçen gün arttığı bir ortam hiçe sayılarak içi boşaltılmış bürokratik bir rapora indirgenmiştir. Ayrıca rapor formatında sevk kutucuğunun konulmaması, sevklerin yapılmasına engel oluşturmuştur. Bu durum, kişinin sadece o işte çalışmasının sakıncalı bulunup bulunmadığı sonucu doğuracağından, hekimle raporu talep eden kişi arasında sağlık çalışanına şiddete varan ortam oluşturacağını düşünüyoruz.

Yine yönergede sürücü ve sürücü adayları raporları için yürürlükteki yönetmelik göz ardı edilerek, görme muayenesini sadece görme keskinliğine indirgenmiş, yönetmelikte yer alan göz dibi, görme alanı gibi muayeneler dikkate alınmamış, özenden kaçınılmıştır.

Birinci basamakta düzenlenecek raporlar için fotoğraf zorunluluğu kaldırılmış, ayrıca kişilerce ibraz edilen kimlik kartı, pasaport, sürücü belgesi gibi belgelerin yanı sıra her türlü form ve beyannamenin de kimlik tespitinde kullanılabileceği düzenlenmiştir. Böylece, 5510 Sayılı Kanunun 67. maddesinde belirtilen ‘Biyometrik yöntemlerle kimlik doğrulamasının yapılması ve/veya nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, evlenme cüzdanı, pasaport veya kurum tarafından verilen resimli sağlık kartı belgelerinden birinin gösterilmesi zorunluluğu.’ düzenlemesiyle ile çelişerek kişinin kimliğinin açık edilmesinde sorunlara ortam oluşturulmuştur.

Birinci basamak sağlık hizmet birimlerinde, memur ve diğer kamu görevlilerine istirahat raporu düzenleme işlemlerinde: ‘Rapor düzenlenebileceğine dair “İş Göremezlik Uygulaması Sistemi”nden ön izin alınamaması durumunda, en yakın veya ilgilinin seçeceği hastane başhekimliğine hastanın yönlendirilmesi.’  Kişinin muayenesinin ve gerektiğinde istirahat raporu düzenlenmesinin başhekimin koordinasyonunda yapılmasının nedeni anlaşılamamakla birlikte, düzenleme başhekimliklerin, kanun ve yönetmeliklere aykırı bir şekilde birinci basamağın verdiği raporlarda onay kurumu haline getirilmek istendiği manasını yaratmaktadır.

Ayrıca, silah ve tüfek ruhsatları için sağlık kurulu kararı gerekli olduğu halde yivsiz av tüfeği raporunun tek hekime indirgenmesi gibi çelişkili ve kamu yararı ile açıklanamayacağı gibi,bazı raporların düzenlenmesinde uzman hekim muayenesi için sevk seçeneklerinin olmaması bile son yayınlanan yönergenin gelişigüzel hazırlandığını göstermektedir.

Bu yönergenin, rapor düzenlenmesinde yaşanan sorunları çözemeyeceği gibi, birçok yeni sorunu ortaya çıkaracağı, sağlık çalışanlarının hastasıyla olan ortamını olumsuz etkileyeceğini düşünüyoruz. Yönetmelik ve en son yayınlanan yönergenin, Türk Tabipleri Birliği ve diğer sağlık örgütlerinin görüş ve önerilerini alarak yeniden hazırlanmasının gerekli olduğunu düşünüyor, sağlık bakanlığını ivedilikle iş birliğine davet ediyoruz.

TTB – Aile Hekimliği Kolu 

TÜİK bu rakamları aldığı yerleride açıklasa da bizde oralardan alışveriş yapsak

Türk Emekli-Sen Genel Başkanı Osman Özdemir enflasyon rakamlarına ilişkin aşağıdaki açıklamayı yapmıştır;

Türkiye İstatistik Kurumundan alınan Eylül 2019 fiyatlarına göre, Türkiye Kamu-Sen ARGE merkezince yapılan araştırmada çalışan tek kişinin yoksulluk sınırı 3329,52 TL, dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddi 6780,06 TL, çalışan tek kişinin açlık sınırı ise 2582,01 TL olarak hesaplanmıştır.

Yapılan araştırmada 4 kişilik bir ailenin sağlıklı bir biçimde beslenebilmesi için gerekli harcamanın günlük 49,881 lira, aylık 1496,47 TL olduğu, barınma giderlerinin ise 984,27 TL, toplam gıda ve barınma gideri 2480,70 TL/Ay olarak hesaplanmıştır.

Yeni Ekonomi Programına göre 2019 enflasyonu %12, Merkez Bankasının 2019’un ikinci yarısındaki enflasyon % 8,46 olarak tahmin ediliyor. Buna göre hedef gerçekleşebilirse; SSK ve BAĞ-KUR Emeklilerine %8,46, Memur Emeklileri %7,46 zam alabilecek.

Yukarıdaki rakamlara göre sadece memur emeklisi maaşları 2480,70 TL/Ay olan gıda ve barınma giderini karşılayabilmekte BAĞ-KUR ve SSK emeklilerinin maaşları bunlarıda karşılayamamaktadır.

İğneden ipliğe herşeye zam gelmesine rağmen enflasyon % 9,26 ‘ya düştü. Enflasyon tek haneli, zamlar çift haneli, bizde buna şaşırdık! Zam geldikçe enflasyon nasıl düşüyor? Bizim enflasyon düşmedi, kimin enflasyonu düştü. TÜİK bu rakamları aldığı yerleride açıklasa da bizde oralardan alışveriş yapsak.

Gelecek ay enflasyonuna girsin diye son gün zam yapılıyor. Ancak bu rakamlar nedense o ayın enflasyonuna da girmiyor. Geçen ay çaya, şekere, doğalgaza, sigaraya, elektriğe %15 ve üzeri zam yapıldı bu ayın enflasyonu yine de %9,26. Bu ay son gün postaya, hızlı trene, otoyollara ve köprülere %20 zam yapıldı. Kasaplar ete %20 zam yapacak ama korkudan zammı uygulayamıyorlar. Yukarıdaki zamlarada gıda, giyim ve hizmet zamları dahil edilmemiştir.

Ocak ayında verilecek maaş zamları şimdiden bitmiş durumda. Sosyal Devlet çalışanını ve emeklisini enflasyondan koruyabilecek bir zam vermelidir. Maaşlarımız enflasyondan korunmalı ki emekli hayatını rahat idame ettirebilsin, yaşayabilsin.

Emeklilerin durumunun yeniden ele alınıp geçinebilecekleri bir maaş talep ediyoruz.08.10.2019

Osman ÖZDEMİR

Türk Emekli – Sen

Birleşik Emekliler Derneği

Genel Başkanı

Memur-Sen: Barış Pınarı Harekatını Destekliyoruz

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Fırat’ın doğusunda yuvalanmış terör örgütlerini temizleyerek güvenli bölge oluşturmak amacıyla “barış pınarı” askeri harekatını başlatma kararı almıştır. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonları ile emperyalizmin oluşturmak istediği terör koridorunun önünü kesen devletimiz, Fırat’ın Doğusuna yönelik bu harekatla, emperyalizmin taşeronluğunu yapan PKK/PYD terör örgütünü süpürerek bölgeyi asıl sahiplerine teslim etmeyi amaçlamaktadır.

Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarında olduğu gibi devletimiz, Barış Pınarı Harekatını da uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullanarak gerçekleştirmektedir. Suriye ile 911 km sınırı olan Türkiye’nin, hemen güneyinde emperyalizmin stratejileri doğrultusunda hareket ederek huzur ve güven ortamına musallat olan taşeron terör örgütleriyle mücadelesi uluslararası hukuktan kaynaklanan en tabii hakkıdır.

On bin kilometre öteden gelerek sözde kendi güvenliği için bölgeleri ateşe verenlerin ve ona karşı sessiz kalanların, yine onların taşeronlarının oluşturdukları güvenlik sorununu bertaraf etmek için harekete geçen Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı, gerek içerideki lejyonerlerin gerekse dışarıdaki emperyalizmin aparatçığı konumundaki yapıların söylemlerinin hiçbir kıymeti ve önemi yoktur.

Öte yandan; emperyalist ülkelerin, rejimin ve terör örgütlerinin ürettikleri şiddet dalgası sonucu yurtlarını terketmek zorunda kalan milyonlarca insanın yaşadığı trajedi karşısında üç maymunu oynayanların, Türkiye’nin mülteci sorununa ilişkin getirdiği önerileri, içi boş cümlelerle, yaptıkları açıklamalarla savuşturduklarına da hep birlikte şahit olduk. Bu yüzden; 4 milyonu aşkın mülteciyi ülkesinde barındıran Türkiye’nin, bu konuda ürettiği çözümü, sahada uygulama girişiminin ilk ayağı olan terörü süpürmek ve şiddeti durdurmak için başlattığı operasyona yönelik yapılan ve her neresinden bakarsanız bakın kaynağı dezenformasyon olan ve yalana dayalı açıklamaların hiç bir hükmü yoktur.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yetkilileri her zemin ve şartta “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılıyız” açıklaması yapmaktadır. Fakat, hiçbir değeri tanımadan insanları katleden, şehirleri yerle bir ederek Suriyeyi insansızlaştıran stratejilerin emperyalist mimarlarının ve gerçekleştirdiği her sınır dışı operasyonla birlikte Türkiye’yi “işgalci” diyerek karalayanların sözleri her defasında boşa düşmektedir. Kaldı ki, milletimizin de devletimizin de hafızasında Suriye Arabıyla, Kürdüyle Türkmeniyle, Nusayrisi, Sünnisiyle kardeşlerimizin yurdudur.

Bu noktada ABD Başkanı Trump’ın, köksüz ve histerik bir söylemle Türkiye’yi ekonomi ile tehdit ederek harekatın sınırlarını çizme çabası ancak ve ancak hadsizlik olarak değerlendirilebilir.

Dünyanın birçok bölgesini ateşe vermiş ABD’nin başkanı, “Türkiye, benim büyük ve emsalsiz bilgeliğimle sınırları aşmak olarak değerlendirdiğim bir şey yaparsa, Türk ekonomisini yıkıp ve yok edeceğim (daha önce yaptım)” diyerek ancak ve ancak nevzuhur bir anlayışın yetersizliğini ortaya koymuştur. Zira, Türkiye Cumhuriyeti, her ne şartta olursa olsun savaşta ve barışta tarihin derinliklerinden tevarüs ettirdiği geleneğe bağlı kalmayı azmetmiş bir devlettir. Onun için her gittikleri yerde bozgunculuk çıkaranların, terör örgütleriyle iş tutanların, hatta terör örgütlerine binlerce tır silah ve mühimmat yardımı yapanların tehditleri de boş hükmündedir.

Bütün bunlardan hareketle; büyük MEMUR-SEN ailesi olarak emperyalizmin taşeron terör örgütlerinin eliyle toza dönüştürmek istediği toprakların, yeniden sahipleriyle buluşması için devletimiz tarafından gerçekleştirilecek “Barış Pınarı Harekatının” yanında durduğumuzu belirtmek isteriz. 

Kamu-Sen: Türk’ün iradesini, kararlılığını ve gücünü bir kere daha göstereceğiz

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, Ordumuzun Fırat’ın Doğusuna düzenleyeceği Barış Pınarı Harekatına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kahveci, Konfederasyonumuzun varlığıyla ve dualarıyla Mehmetçiğimizin yanında olduğunu vurguladığı açıklamasında şunları söyledi:

“Devletimizin bekası, milletimizin huzur ve güvenliği için, yanı başımızda belli odaklarca desteklenerek büyütülen ve askeri bir güç haline getirilmek istenilen terör örgütünün bertaraf edilmesi maksadıyla Türk Ordusu’nun Fırat’ın Doğusuna başlatmayı planladığı Barış Pınarı Harekatının hayırlı olmasını dileriz. 

Bu harekatla inşallah; bölgenin huzur ve güvenliğini sağlayacak, yıllardır türlü vahşetlere tabi tutulan bölge halkının kurtuluşuna vesile olacak, barış ve adaletin hâkim kılınmasına katkıda bulunacağız. Bununla birlikte Türk milletinin ve Devletinin bölgedeki varlığına kast eden terör örgütlerine ve on binlerce kilometre öteden gelerek yaşamakta olduğumuz topraklarımıza fiili müdahalede bulunup, kendince yeni bir düzen kurmak, Türk milletine ayar vermek, hesap sormak ve bedel ödetmek gibi bir gaflete kapılan sözüm ona büyük devletlere Türk’ün iradesini, kararlılığını ve gücünü bir kere daha göstereceğiz. 

Sınırlarımız ötesinden ülkemizin güvenliğini, varlığını ve üniter yapısını tehdit eden teröristlerin kökü kazınıncaya dek bu mücadele sürecektir.  Türk Ordusu, hem sınırlarımız içinde yaşayan milyonların bekası hem evlerinden yurtlarından koparılarak dünyanın dört bir yanına savrulmuş aileler için hem de Suriye’deki milyonları yeniden barışla buluşturmak üzere bu harekatları gerçekleştirmektedir. 

Türkiye Kamu-Sen bütün varlığıyla ve dualarıyla Mehmetçiğin yanındadır. Yüce Rabbimiz’den dileğimiz, hiçbir Mehmetçiğimizin burnu dahi kanamadan, ayaklarına taş değmeden bölgemizi kan gölüne çeviren, insanları evlerinden yurtlarından eden zalimler karşısında Türk askerini daima muzaffer kılması yönündedir. Allah muvaffak eylesin. 

Sağlık-Sen Başkanı Durmuş: Aldatmamak bizim en önemli değerimiz

Sağlık-Sen Genel Başkanı Semih Durmuş, adaleti ve istişareyi önemseyerek sorunları üzerine gittiklerini vurgulayarak, “Sağlık çalışanlarının hakları tam ve eksiksiz olarak ödenmelidir. Adil ve adaletli bir döner sermaye sisteminin hayata geçirilmesini sağlamak temel önceliğimizdir.” dedi.

Sağlık-Sen İstanbul 1 No’lu Şube’nin düzenlediği İl Divan Toplantısı’nda konuşan Genel Başkan Semih Durmuş, sağlık çalışanlarının sorunları ve gündeme dair açıklamalarda bulundu.

“ADALETİ VE İSTİŞAREYİ EN ÖNEMLİ DEĞER OLARAK GÖRÜYORUZ”

Adaleti ve istişareyi en önemli değer olarak gördüklerini dile getiren Semih Durmuş, “Hak mücadelesini verirken adaleti teklif edecek ve adaletli olanı talep edeceğiz. Bu nedenle ilk talebimiz döner sermayedeki adaletsizliğin ortadan kaldırılması olmuştur. Allah adaletle hükmetmeyi emrediyor. Aldatmamak bizim en önemli değerimizdir.Bizi aldatan bizden değildir diye buyuruyor Sevgili Peygamberimiz. İstişare bizim en önemli değerimizdir.” ifadelerini kullandı.

“DÖNER SERMAYE ADALETSİZLİĞİ SON BULMALI”

Sağlık çalışanlarının sorunlarını çözmek için yoğun çaba sarf ettiklerini ifade eden Durmuş, “Sağlık çalışanlarının hakları tam ve eksiksiz olarak ödenmelidir. Döner sermaye adaletsizliğinin son bulması gerekiyor. Adil ve adaletli bir döner sermaye sisteminin hayata geçirilmesini sağlamak temel önceliğimizdir.” dedi.

“TÜRKİYE YAŞADIĞI TÜM SORUNLARIN ÜSTESİNDEN GELECEK”

Türkiye’nin gündemi ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Durmuş, “Türkiye’nin güçlü olduğunun göstergesi, aynı anda birçok sorunla uğraşabiliyor olmasıdır. Şuna emin olun Türkiye şuanda yaşamış olduğu tüm sorunların üstesinden gelecek. Doğu Akdeniz de petrol ve doğal gaz rezervinin %30 unu burası barındırıyor. S 400’İerin alımı ABD’nin ve Avrupa’nın tüm itirazına ve karşı çıkmalarına rağmen gerçekleştirildi. ABD yapımı F 35 savaş uçağı, burada S 400’lere karşılık koz olarak kullanıldı ama Türkiye meselesinden vazgeçmedi.” diye konuştu.

CANER: GECE GÜNDÜZ DEMEDEN ÇALIŞIYORUZ

Sağlık-Sen İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Zafer Caner, İstanbul’da sağlık çalışanlarının dertleri ile dertlendiklerini belirterek, “Biz sağlık çalışanlarının alın terinin hakkın savunuyoruz. Sağlık çalışanlarının birçok sorunu var. Bu sorunların çözümü için gece gündüz demeden çalışıyoruz.” dedi.

Toplantıya ayrıca Sağlık-Sen Genel Sekreter Durali Baki, Genel Başkan Yardımcıları Mahmut Faruk Doğan, Şemsettin Karadoğan, Yusuf Dural ve Abdülaziz Aslan, İstanbul 2 No’lu Şube Başkanı Cesur Öztürk, İstanbul Üniversite Şube Başkanı İsmail Çor, Sakarya Şube Başkanı Abdullah Sönmez ve Tekirdağ Şube Başkanımız Hamza Öksüz de katıldı.

Memur ve Emeklilere Yapılan Zamlar Gerçekle Bağdaşmamaktadır

Konuyla ilgili açıklama yapan Genel Başkan Önder Kahveci, dar ve sabit gelirlinin zorunlu harcama kalemlerinde yaşanan artışa dikkat çekti.

Türkiye Kamu-Sen Araştırma Geliştirme Merkezi’nin yapmış olduğu 2019 Eylül ayına ait asgari geçim endeksi sonuçları açıklanmıştır. 

Türkiye İstatistik Kurumu’ndan alınan Eylül 2019 fiyatlarına göre yapılan araştırmada çalışan tek kişinin yoksulluk sınırı 3.329,52 TL olarak hesaplanmıştır. 

Dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddi ise 6.780,06 Lira olarak belirlenmiştir. 

Sonuçlar, dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddinin bir önceki aya göre %0,92 oranında arttığını göstermektedir. Çalışan tek kişinin açlık sınırı ise bir önceki aya göre %1,63 oranında artmış ve 2.582,01 Lira olarak hesaplanmıştır. 

Türkiye’de 4 kişilik bir ailenin ortalama gıda ve barınma harcamaları toplamı ise 2019 yılı eylül ayında 2.480,70 Lira olarak tahmin edilmiştir.

Yapılan araştırmada, 4 kişilik bir ailenin sağlık kuruluşlarının belirlediği gibi sağlıklı bir biçimde beslenebilmesi için gerekli harcamanın Eylül 2019 verilerine göre günlük 49,881 Lira olduğu belirlenmiştir.

Ailenin aylık gıda harcaması toplamı ise 1.496,43 TL olmuştur. Eylül 2019 itibari ile ortalama 4.014,14 TL ücret alan bir memurun ailesi için yaptığı gıda harcaması, maaşının %37,28’ini oluşturmuştur. 

Türkiye İstatistik Kurumu verilerinde 984,27 olarak belirlenen kira gideri ise Eylül 2019 ortalama maaşının %24,52’sine denk gelmiştir. Buna göre bir memur, ortalama maaşının %61,8’ini yalnızca gıda ve barınma harcamalarına ayırmak zorunda kalmıştır. Diğer ihtiyaçlarını karşılamak için ise maaşının %38,2’si kalmıştır. 

GENEL BAŞKAN: VATANDAŞIN ENFLASYONU DÜŞMÜYOR

Konuyla ilgili açıklama yapan Genel Başkan Önder Kahveci, dar ve sabit gelirlinin zorunlu harcama kalemlerinde yaşanan artışa dikkat çekerek şunları söyledi:

“Enflasyonun düştüğü ifade edilmesine rağmen, harcamalardaki fiyat artışı yükselmeye devam etmektedir. Dolaysıyla düştüğü iddia edilen enflasyonun vatandaşın cebine yansımadığı görülmektedir. Son bir ay içerisinde vatandaşın bütçesi 61 TL daha açık verdi. Ortalama memur maaşıyla kıyaslandığında bir memurun zorunlu harcamalarını karşılayıp ailesini geçindirebilmesi için 2766 TL daha ihtiyaç duymaktadır. 

Kış ayları da yaklaşırken, doğalgaza, elektriğe, benzine, köprü otoyol gibi birçok kaleme yapılan zamlar %20’nin üzerindeyken, memur ve emeklilere %4’ler 5’ler dolaylarında yapılan zamlar gerçeklerle bağdaşmamakta adalette örtüşmemektedir. Hal böyleyken önümüzde çok önemli gördüğümüz bütçe süreci bulunmaktadır. Piyasaların hareketlenmesi için düşük faizli kredi imkanları sunulmaktadır, ancak bu kredileri dar ve sabit gelirli vatandaşlarımızın memur ve emeklilerimizin kullanma imkanı bulunmaktadır. Zaten gelirleri zorunlu harcamalarının karşılamaya dahi yetmemektedir. İfade edilen ekonomik iyileşmenin toplumun bütün kesimlerine yansıması, piyasa çarklarının dönmesi için memur ve emeklilerimizin maaşlarında bir iyileştirme yapılması zaruri görülmektedir. Beklentimiz bu bütçe kanunu çalışmaları esnasında memur ve emeklilere ayrılan payın artırılarak sorunların çözülmesi yönündedir.”